Yazar : Yucel Hamzaoglu– 16.10.2008
1950'li yılların başlarından itibaren devletlerin uluslararası sistemin baş aktörü olduğu varsayımı etkisini yitirmeye başlamıştır. Bu varsayım yerini, devletlerin dışında kalan uluslar arası kuruluşların, uluslar arası arenada politika oluşturmada etkin rol alabileceği varsayımına bırakmıştır.
Bugün uluslararası sistem yalnızca devletler arasındaki ilişkilerden oluşan bir bütün değil, uluslararası düzeyde örgütlenmiş birçok aktörün etkileşim içinde olduğu bir arena halini almıştır. Sayıları giderek artan uluslararası kuruluşlar, devletlerle birlikte uluslararası politikaların sujesini oluşturmaktadır.
Bilgi ve iletişim teknolojilerinde ortaya çıkan gelişmelere paralel olarak geleneksel ve bölgesel sınırların önemini yitirmesi, devletlerin kontrolünde olmayan alanın olağanüstü derecede genişlemesi gibi gelişmeler, uluslar arası kuruluşların rol ve etkinlikleri giderek arttırmıştır. Teknolojik gelişmeler ve bu gelişmelerin dünya yüzeyine yayılma hızı nedeniyle ulusal ölçekli politikalar etkisiz ve yetersiz kalmaktadır.
Dünyanın herhangi bir yerinde ortaya çıkan teknolojik gelişmeler çok kısa bir süre içerisinde dünyanın diğer bir ucunda uygulanabilir hale gelmektedir. Bu durum içinde bulunduğumuz yüzyıla ait bir sorunu beraberinde getirmektedir. O da sistemin kendisinin, sistemi oluşturan kurallardan çok daha önce ve hızlı değişmesi sorunudur.
Geleneksel toplumlarda, toplumsal yapıda ve ilişkilerde ortaya çıkan değişikliklere göre hukuk sistemleri de gözden geçirilmekteydi. Değişilkliğin ortaya çıktığı toplumsal birim belirli olduğundan hukuksal düzenlmelerde değişiklik yapmak egemenlik erkini kullanan devlet tarafından zorluk çekilmeden gerçekleştirilbilmekteydi.
Ancak bilişim ve iletişim teknolojilerinin geldiği nokta açısından geleneksel toplumlarda olduğu gibi hukuksal düzenlemeler oluşturmak pek mümkün görünmemektedir. Bugün dünyanın herhangi bir yerinde bilgi ve iletişim teknolojileriyle ilgili bir gelişmenin çok kısa süre içerisinde dünyanın pek çok yerinde kullanılabilir hale gelmesi teknolojinin yayılmasındaki hızı göstermektedir.. Teknolojide yaşanan bu hızlı gelişmeler toplumsal ve bireysel ilişkilerde de değişikliklere neden olmaktadır. Oysa ki hukuksal düzenlemeler bu kadar kısa sürede değiştirilebilmek kabiliyetinden yoksundurlar. Kaldı ki hukukun güvenilirliği açısından olması gereken de budur.
Aynı hukuki sorunsalın devamı olarak; ortaya çıkan teknolojik gelişmelerin etkisini gösterdiği alan oldukça geniştir. Teknoloji, egemenlik tanımaz bir biçimde yaygınlaşmakta ve etki alanını genişletmektedir. Bu durum ise devletlerin hukuk yaratma alanı gözetildiğinde izah edilebilecek bir durum değildir. Çünkü hukuk kuralları, o kuralları oluşturan erkin yetki alanında geçerliliğini koruyabilir. Oysa bilişim ve iletişim teknolojilerinin uygulandığı, etkisini gösterdiği ve sonuçlarını doğurduğu alan hukuk yaratan erkin etki alanından çok daha geniş olabilmektedir. Bu durum bilgi ve iletişim teknolojileri hukuku konusunda devletlerin politika geliştirme ve hukuk yaratmadaki yetersizliklerini ortaya koymak açısından önemlidir.
Bu noktada uluslar arası kuruluşların, bilgi ve iletişim teknolojileri hukuku konusunda politika geliştirme ve hukuk yaratmadaki etkinlikleri önem kazanmakta, ve belirtilen süreçlerde bu kuruluşların kaçınılmaz etkileri olacağı ortaya çıkmaktadır. Uluslararası kuruluşlar, devletlerin pek çok nedenle yetersiz kaldığı ya da devletler kanalıyla gerçekleşme olanağı bulunmayan konularda roller üstlenebilmektedirler.
Uluslar arası kuruluşların bilgi ve iletişim teknolojileri hukuku yaratma konusunda sorunların tespiti, yeni değerler ve normların ortaya konulması, yeni gereksinimlerin karşılanması, bilgi ve iletişim teknolojilerinde ortaya çıkan yeniliklerin yaygınlaştırılması gibi pek çok alanda etkin rol oynayabileceği ortadadır. Bu süreçlerde uluslararası sorunların dünya gündemine taşınması ve belli konularda ortak değer yargıları ile normlar oluşturulabilmesinde ve küresel kamu yararı gözeten politikaların oluşturulup uygulanmasında da önemli katkıları olabilecektir. Aynı zamanda bazı devletlerin hukuk politikalarını gözden geçirmelerini sağlamaları, devletlerüstü düzenlemelerde aracı kurum niteliğine bürünmeleri de uluslar arası kuruluşların bu alanda sağlayabilecekleri fayadalar arasında sayılabilir.
Sonuç olarak uluslar arası kuruluşların bilgi ve iletişim teknolojileri hukuku konusunda politika geliştirme ve hukuk yaratmada devletlerden daha etkin rol almaları gerekmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkili oldukları ve kullanıldıkları alanların, devletlerin egemenlik alanlarından çok daha geniş oldukları ve aynı anda birden çok yargı alanında sonuç doğurabildikleri unutulmamalıdır. Bu konulara ilişkin düzenlemelerde ortak değerlerin, kavramların ve ilkelerin oluşturulmasında yardımcı olabilecek uluslar arası kuruluşların yer alması etkinliği ve geçerliliği yüksek hukuki düzenlemelerin oluşturulmasında yardımcı olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder